Kolloidal Gümüş Suyu Faydaları

İlaç sektörü gelişmeden önce, yıllar boyunca insanlar kolloidal gümüş suyu ile birçok hastalığın tedavisini sağladı. Özellikle zararlı bakterilere, virüslere, mantarlara karşı etkili olan kolloidal gümüş suyu, yan etki göstermeden tedavi sağlar. Kolloidal gümüş suyu, 650 farklı patojeni yok eder.

Virüsler, Salgın Hastalıklar ve Pandemik Hastalıklar

Birçok virüs, mantar ve bakteri insanların bağışıklık sistemine saldırır. Salgın hastalıklara ve salgın hastalıklara dönüşebilecek hastalıklara neden olurlar.

Antibiyotiklerin Gelişimi

Yirminci yüzyıl ile birlikte antibiyotikler gelişti. Ancak antibiyotiklerin aşırı kullanımı ile patojenlerin davranışları değişti. Patojenler, antibiyotiklere karşı bağışıklık kazandı ve dirençli hale geldi. Kolloidal gümüş suyunun popüler olma sebeplerinden biri de budur. Çünkü kolloidal gümüş suyu, bakterileri gizlemez, direk yok eder yani öldürür.

Gümüşün İyileştirici Etkisi ve Tarihi

Zaten eskiçağlarda; Antik Mısır’da, Yunanistan’da, Roma’da, Çin’de, Hindistan’da, Pers İmparatorluğu’nda gümüşün şifalı etkisi biliniyordu. Paracelsus ve Hildegard von Bingen gibi ortaçağın birçok ünlü doktorları ve şifacıları gümüşü kullandı. Amerika’da ki madenciler, süte gümüş sikke koyarak bozulmamasını sağladı. Günümüzde ise gümüşün kolloidal form halinde çok daha fazlasını yapabileceği keşfedildi.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarından beri kolloidal gümüşün terapötik kullanımı bilinmektedir. İngiliz Tıp Dergisi (BMJ), The Lancet ve Amerikan Tabipler Birliği Dergisi gibi ünlü Amerikan tıp dergileri, 20. yüzyılın başında kolloidal gümüş suyunun ilk bilimsel araştırmasını bildirdiler.

İlaç endüstrisi aynı zamanda araştırma ve geliştirme çalışmalarını da yoğunlaştırdı. Antibiyotikler icat etti ve onları patent altına aldı. Reklam önlemlerine çok yüksek miktarlarda para yatırıldı. Antibiyotiklerin ekonomik zaferi böyle başladı.

Antibiyotiklerin Yan Etkileri

Antibiyotiklerin sadece zararlı patojenlere karşı koruma sağlamasının yanında yararlı bakterileri de öldürür. Dolayısıyla sağlıklı bağırsak florasının büyük bir bölümünü yok eder. Bununla birlikte, sağlıklı bağırsak florası bağışıklık sistemimizin önemli bir bileşenidir ve bağırsak mukozasını korumaya da hizmet eder. Antibiyotikler bağırsak sağlığını etkiler ve vücudumuzun savunmasını zayıflatır. Bu nedenle bir antibiyotik tedavisinin ardından, bağırsak florasının yenilenmesine yol açacak tedbirler alınmalıdır.

Kolloidal gümüş suyu ise bağırsak florasında negatif etkilere sahip değildir. Antibiyotikler ayrıca alerjilere, hazımsızlıklara ve böbrek hasarı gibi tüm organizmaların ciddi hasarına neden olabilir.

Kolloidal Gümüş Kullanımı

Kolloidal gümüş suyu Avrupa’da çok yaygındır. Her evde bulunur ve şiddetle tavsiye edilir. Saf ve sulandırılmamış olarak alınır. Hiçbir koşulda içine su karıştırılmaz. Çünkü su mineral içerdiğinden gümüşü tuzlandırır. Sadece kolloidal gümüş suyunu kullanacaksınız. Ayrıca kolloidal gümüş suyunu kullanmadan 20 dakika önce bir şey tüketilmemesi gerekir ve aldıktan sonra 20 dakika boyunca bir şey tüketilmez.

Kolloidal gümüş suyu oral yolla alınır. Ağızda tutulur ve böylece emilimi sağlanmış olur. Çok hızlı yutulursa, bağırsağa girme ve orada yararlı bağırsak bakterilerini zayıflatma riski vardır. Kolloidal gümüş suyu hastalıklardan korunma, çok kısa sürede aniden meydana gelen enfeksiyonlarda ve iç hastalıklarda virüs ve bakteriyi yok etmek için kullanılır. Kolloidal gümüş suyu, bağırsak florasının yenilenmesini gerçekleştirebilir.

Kolloidal Gümüş Suyu Rengi

Kolloidal gümüş suyunun kalitesinin kritik bir göstergesi, rengidir. Kolloidal parçacıklar arttıkça renk aralığı sarıdan kahverengiye, daha sonra kırmızıya, en son gri ve nihayetinde siyaha dönüşür. Kolloidal gümüş suyu siyaha dönerse, gümüş oksitlenir ve bu yararlı değildir. Kolloidal gümüş suyunun ideal rengi, sarı ve sarımsı olmalıdır.

Kolloidal Gümüş Suyu Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kolloidal gümüş suyu ışığa karşı korunmalıdır. Çünkü ışık etkisi, gümüş partikülleri üzerindeki pozitif yükü nötralize eder. Bunun anlamı gümüş partiküllerinin zayıflaması demektir. Güneş ışıkları ise doğrudan geçerse, kolloidal gümüş suyu okside olabilir ve böylece etkisini kaybeder. Kolloidal gümüş suyu her ne kadar karanlık camlarda veya koyu renklendirilmiş camlarda saklansada, kesinlikle ışığa karşı korunması gerekir. Kolloidal gümüş suyunun son kullanma tarihi, üretimden sonraki iki yılın sonu olarak belirlense de, üretimden sonraki üç ay boyunca daha etkilidir.

Doktor Robert O. Becker

Amerikan doktor, yazar ve tanınmış biyomedikal bilim adamı olan Robert O. Becker, vücutta ki düşük gümüş seviyeleri ile hastalık arasında bir ilişki olduğunu belirtti. Vücutta ki ortalama oran yüzde 0.001 civarındadır. Bağışıklık sisteminin arızalanmasından bu değerin düşmesinden sorumlu olduğunu söylüyor.

Öyle görünüyor ki, gümüş hayatın en temel süreçleriyle çok yakından ilişkilidir. Dr. Becker, yaşlı hastalar hakkındaki deneyimini şöyle anlatıyor: “İyonize gümüş patojenler öldürmekten fazlasını yaptı. Özellikle kemik gelişimini teşvik etti ve yaralı dokunun iyileşmesini %50’den fazla hızlandırdı.” Ayrıca, gümüşün deri ve diğer yumuşak dokular uyarılmasına neden olduğunu ve çocuk hücrelerine benzeyen yeni bir hücre büyümesini teşvik ettiğini öğrendi! Bu hücreler hızla büyür ve yüksek hızda prolifere olabilen ve daha sonra 50 yaş üzerindeki hastalarda dahi, bir organın veya yaralı dokunun spesifik hücrelerine dönüşebilen şaşkın bir hücre formları koleksiyonu üretirler. Dr. Becker, kolloidal gümüşün kanser hücrelerini tekrar normal hücrelere dönüştürebileceğini bile keşfetti!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir